Sayı 5


BAYKUŞ’TAN…

Ve dedi: “En kof ceviz bile kırılmak ister. Olgun yemişler tutunamaz ağaca. Öyleyse kabuğum kırılacak diye hayıflanmamalıdır insan. Toprağa düşmemek için çırpınmamalıdır meyve. Düşün! Bir şeyin geldiği yere dönmesi kadar sevindirici ne olabilir? Tohumun ağaca, ağacın tohuma dönüşümünden başka bir şey değildir hayat. Yani ölüm…”
Baykuş, bu sayısını, uzunca bir süre “ciddi” felsefi tartışmaların dışında bırakılarak sanata ve edebiyata havale edilen “Ölüm, Yaşam, Sınır” konusuna ayırdı. Felsefi olma sıfatını pek hak edemeyen, felsefenin alanına da teknik bir mesele (son yıllarda biyoetik tartışmaların çoğu kürtaj, öjeni, klonlama, ötanazi vb. hakkındadır) olarak girebilen ölüm ve yaşam sorunu, filozoftan çok sanatçı/şair sıfatını hak edenlerin konusu oldu. Filozof, gözlerini ebedi ve değişmeyen varlıklara –idealara– çevirdiği sürece, ölümün ve yaşamın felsefenin dışında kalması da doğaldı. Ne var ki özdeşliklere ve aynılıklarayönelerek yaşamı dışarıda bırakan düşünme geleneği, tekilliklerin ve farklılıkların –yani, sürekli oluş içinde olanın– göz ardı edilmesine yol açmış, yaşamı koruma kaygısı, yaşamın gözden düşmesine neden olmuştur.
Devamı… »

 Devamı    1 Yorum