<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>baykuş</title>
	<atom:link href="http://www.baykusdergisi.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.baykusdergisi.com</link>
	<description>FELSEFE YAZILARI DERGİSİ</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Feb 2010 01:10:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Evrensel Kültür</title>
		<link>http://www.baykusdergisi.com/?p=213</link>
		<comments>http://www.baykusdergisi.com/?p=213#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 01:10:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.baykusdergisi.com/?p=213</guid>
		<description><![CDATA[Söyleşi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.baykusdergisi.com/wp-content/uploads/2010/02/evrenselkultur.pdf">Söyleşi</a> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.baykusdergisi.com/?feed=rss2&amp;p=213</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Künye</title>
		<link>http://www.baykusdergisi.com/?p=95</link>
		<comments>http://www.baykusdergisi.com/?p=95#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 16:32:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Baykuş'a Dair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.baykusdergisi.com/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[BAYKUŞ: Felsefe Yazıları Dergisi Dört ayda bir yayımlanır, hakemli bir dergidir. ISSN 1307-9492 ALEF Yayınevi adına imtiyaz sahibi F. Çiçek Kılıç Genel Yayın Yönetmeni Doğan Özlem Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sinan Kılıç Editör Güçlü Ateşoğlu Yayın Kurulu Güçlü Ateşoğlu, Çetin Balanuye, Ersin Vedat Elgür, Kurtul Gülenç, Nazile Kalaycı, Kaan Özkan, Devrim Sezer, Feysel Taşçıer, Meryem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BAYKUŞ: Felsefe Yazıları Dergisi</strong><br />
Dört ayda bir yayımlanır, hakemli bir dergidir.<br />
ISSN 1307-9492</p>
<p><strong> ALEF Yayınevi adına imtiyaz sahibi</strong> F. Çiçek Kılıç</p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p><strong>Genel Yayın Yönetmeni </strong>Doğan Özlem</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sorumlu Yazı İşleri Müdürü </strong>Sinan Kılıç</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Editör </strong>Güçlü Ateşoğlu</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yayın Kurulu </strong>Güçlü Ateşoğlu, Çetin Balanuye, Ersin Vedat Elgür, Kurtul Gülenç, Nazile Kalaycı, Kaan Özkan, Devrim Sezer, Feysel Taşçıer, Meryem Uçar, Savaş Yazıcı</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Danışma Kurulu </strong>Cemal Bâli Akal, Taylan Altuğ, Türker Armaner, Medar Atıcı, Kubilay Aysevener, Saffet Babür, Samet Bağçe, (Ulus Baker), Elif Çırakman, Betül Çotuksöken, Cem Deveci, Kurtuluş Dinçer, Zeynep Direk, Mehmet Elgin, Bülent Gözkân, Ali Osman Gündoğan, Hakkı Hünler, Gürol Irzık, Ferda Keskin, Nilgün Toker Kılınç, Orhan Koçak, Hasan Ünal Nalbantoğlu, Uluğ Nutku, Kaan Harun Ökten, Ömer Naci Soykan, Saffet Murat Tura, Ali Utku, Ertuğrul Turan, Halil Turan, Çetin Veysal, Erdoğan Yıldırım</p>
<p><strong>Arşiv</strong> Feza Kürkçüoğlu<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong>Katkıda bulunanlar </strong>Taylan Aydın, Tuğçe Ayteş<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Kapak tasarım ve uygulama </strong>Gül Dönmez, Sinan Kılıç<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong>Baykuş illüstrasyonu </strong>Sadi Güran<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong>Yayın türü</strong> Yerel süreli yayın<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong>Baskı</strong> Graphis Matbaa</p>
<p><strong> </strong><strong>Yazışma adresi</strong> baykus@baykusdergisi.com </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.baykusdergisi.com/?feed=rss2&amp;p=95</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Katkıda Bulunanlar</title>
		<link>http://www.baykusdergisi.com/?p=87</link>
		<comments>http://www.baykusdergisi.com/?p=87#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 16:29:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Katkıda Bulunanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.baykusdergisi.com/?p=87</guid>
		<description><![CDATA[Taylan Altuğ Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesi. Yayımlanmış kitapları şunlardır: Modern Felsefede Metafiziğin Elenmesi (1989, 2004), Kant Estetiği (1989, 2007), Dile Gelen Felsefe (2001), Bir Ruh Kimliği: Reşat Nuri Güntekin (2005). Çeviri kitapları ise şunlardır: Estetik, Güzel Sanatlar Üzerine Dersler (Hegel; Hakkı Hünler ile birlikte, 1994), Kant’ın Eleştirel Felsefesi (Gilles Deleuze, 1995). [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Taylan Altuğ</strong> Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesi. Yayımlanmış kitapları şunlardır: Modern Felsefede Metafiziğin Elenmesi (1989, 2004), Kant Estetiği (1989, 2007), Dile Gelen Felsefe (2001), Bir Ruh Kimliği: Reşat Nuri Güntekin (2005). Çeviri kitapları ise şunlardır: Estetik, Güzel Sanatlar Üzerine Dersler (Hegel; Hakkı Hünler ile birlikte, 1994), Kant’ın Eleştirel Felsefesi (Gilles Deleuze, 1995).</p>
<p><strong>Ömer F. Anlı </strong>Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Felsefe Bölümü’nden 2006 yılında, “Dostoyevski’nin <em>Karamazov Kardeşler</em> Romanı Bağlamında Kierkegaard’ın ‘Varoluş Alanları’nın İncelenmesi” başlıklı bitirme tezini tamamlayarak mezun oldu. Aynı yıl içerisinde Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sistematik Felsefe ve Mantık Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans çalışmasına başladı. Halen “Richard Rorty’de Pragmatizm–Realizm Uyumu” başlıklı Yüksek Lisans Tezi üzerinde çalışmaktadır. Başlıca ilgi alanlarını epistemoloji, dil felsefesi ve hermeneutik oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Hannah Arendt </strong>1906 yılında doğmuş olan Alman siyaset bilimci ve felsefeci. Pek dindar olmayan Yahudi bir ailenin kızı olarak Königsberg’te yetişti. Genel olarak adı ilk kez Heidegger’le birlikte çalıştığı Marburg Üniversitesi’nde duyuldu. Ünlü Alman filozofla uzun süren duygusal ilişkisi de Arendt’in tanınmasını etkiledi. Felsefedeki ünü bu magazinle sınırlı kalmadı; gençlik yıllarından itibaren Jaspers, Augustinus, Marx ve Benjamin gibi farklı düşünürler üzerinde çalıştı. İktidar ve politika kavramları hakkında özgün düşünceler geliştirdi ve belki de otorite ve totaliterlik konularında sonradan pek çok felsefeci ve kuramcı tarafından en fazla dikkate alınacak fikirleri kaleme aldı. <em>İnsanlık Durumu, Totalitarizmin Kökenleri ve Eichmann Kudüs’te </em>gibi pek çok önemli yapıtta, insanlar arasındaki zulmü olanaklı kılan toplumsal biçimlenişleri çözümledi. Yaşamının sonlarına doğru şiddet kavramı üzerine de etkili düşünceler kaleme alan Arendt’in eserlerinde felsefeye özgü olduğu düşünülen nesnel mesafenin bir yana bırakıldığını, öznel ve içten kavrayışların inandırıcı bir sese dönüştüğü gözlemlenir.</p>
<p><strong>Türker Armaner</strong> Galatasaray Üniversitesi, Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesi. Çalıştığı alanlar arasında yer alan Spinoza, Fichte, Hegel, Marx, Kierkegaard üzerine yazdığı makaleler yanında Kıyısız (1997), Taş Hücre (2000), Dalgakıran (2003) ve Tahta Saplı Bıçak (2007) adlı kitapları Metis Yayınları’ndan çıkmıştır.</p>
<p><strong>Andreas Arndt </strong>Berlin-Brandenburg Bilim Akademisi’ne bağlı olan “Arbeitsstelle Schleiermacher: Kritische Gesamtausgabe”yi yönetiyor ve Berlin’de Freie Universität’de felsefe dersleri veriyor. “Uluslararası Hegel-Derneği”nin Yönetim Kurulu Başkanı olan Arndt, özellikle şu konular üzerine çalışmaktadır: Klasik Alman felsefesi, romantizm, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl felsefesi ve toplumsal felsefe. Başlıca yapıtları: <em>Karl Marx </em>(1985); <em>Dialektik und Reflexion </em>(1994) ; <em>Die Arbeit der Philosophie </em>(2003); <em>Unmittelbarkeit </em>(2004).</p>
<p><strong>Güçlü Ateşoğlu</strong> Lisans ve yüksek lisans eğitimini ODTÜ, Felsefe Bölümü’nde tamamladı. Aynı üniversitede başlamış olduğu doktora eğitimini halen Muğla Üniversitesi, Felsefe Bölümü’nde sürdürmektedir. Ağırlıklı olarak Alman İdealizmi ve tarih felsefesi üzerine çalışmakta olan Ateşoğlu, Alman İdealizmi III: Hegel ve H.-G. Gadamer’in Hegel’in Diyalektiği başlıklı çalışmaları yayıma hazırlamaktadır.</p>
<p><strong>Medar Atıcı </strong>Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesi. Yeniçağ akılcılığına ve bu geleneğin antik kökenleri ile çağdaş açılımlarına yönelik çalışmalarının yanı sıra, insanın doğaya ya da bedene egemenliğiyle bağlantılı olarak ekoloji ve sporla ilgili çalışmalar da sürdürmekte.</p>
<p><strong>Kubilay Aysevener</strong> Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Felsefe Bölümü mezunu. Yüksek lisans ve doktorasını aynı üniversitede tamamladı. Uzun yıllar Ankara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra, 2005 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ne geçti. Tarih felsefesi ve özellikle İngiliz İdealizmi ana çalışma konularındandır.</p>
<p><strong>Alain Badiou</strong> Anglo-Amerikan akademisinin hiç şüphesiz son dönemde “keşfettiği” gözde Fransız düşünür. 1999’dan bu yana École Normale Supérieure’de ders vermektedir. Lacancı formalist geleneğin takipçisi olarak kabul edilir ve Lacan’ın matematikle psikanalizi yeniden biçimlendirme tutkusunu ontolojide gerçekleştirme çabasıyla bilinir. Başta Varlık ve Olay (L’Être et l’Événement, 1988) adlı başyapıtı olmak üzere tüm çalışmalarında, post-kuramların içinden geçip, artık çöpe gittiği varsayılan hakikat, evrensellik ve özne gibi kavramları inşa etmeye girişir. Türkçede, Etik: Kötülük Kavrayışı Üzerine Bir Deneme, Sonsuz Düşünce ve Felsefe İçin Manifesto başlıklı kitaplarının yanı sıra; Baykuş: Felsefe Yazıları Dergisi’nde, sırasıyla, “Fransız Felsefesinin Macerası”, “Bir Bütüne Ait Olan Her Şey, Bütünde İçerilmiş Olarak Ona Engel Olur”, “Eylem: Öznenin Konağı”, “Bu Kriz Hangi Gerçeğin Gösterimi?” ve “Temel Bir Felsefi Tez: ‘Gericilere Başkaldırmak Haktır’” başlıklı yazıları da yayımlanmıştır.</p>
<p><strong>Metin Bal </strong>Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde, yüksek lisansını ODTÜ’de ve doktorasını Ankara Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde, <em>Martin Heidegger’in Sanat Anlayışında Varlık, Sanat Yapıtı ve İnsan Arasındaki İlişki </em>başlıklı tezini tamamlayarak yaptı. 2009 yılında Adıyaman Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü kurdu. Halen aynı üniversitede öğretim üyesidir. Uzmanlık alanı estetik ve sanat felsefesidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Çetin Balanuye</strong> Akademik eğitimini ODTÜ ve Londra Üniversitesi’nde tamamladı. Eğitimin, felsefi, psikolojik ve sosyolojik temelleri üzerine akademik çalışmalar yaptı; aynı alanda özel ve resmi kurumlarda danışmanlık ve yöneticilik hizmeti verdi. 2007’den bu yana Akdeniz Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde ders vermekte. Aslen Kıta Avrupası felsefesine odaklanan son dönem çalışmaları kapsamında Spinoza-Nietzsche-Deleuze çizgisinde “içkinlik kavramı”nın kuruluşu, etik ve politik sonuçları üzerinde çalışıyor. Çeşitli dergilerde yayınlanmış eleştiri ve özgün makaleleri vardır.</p>
<p><strong>Ünsal Doğan Başkır </strong>Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden 2006 yılında mezun oldu. Aynı yıl bu okulda siyaset bilimi birleştirilmiş doktora programına kabul edildi. Halen doktora sürecinde olan Başkır, İzmir Ekonomi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve AB Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmakta ve temel ilgi alanları olan mekân, iktidar ve siyaset konularında düşünmeyi sürdürmektedir.</p>
<p><strong>Frederick C. Beiser </strong>Modern felsefe tarihine, özellikle Alman felsefe tarihine (Kant ve Alman İdealizmi) ve İngiliz Aydınlanması’na yapmış olduğu önemli katkılarla bilinen Beiser, doktorasını Charles Taylor ve Isaiah Berlin’in yönlendirmesi altında Oxford Üniversitesi’nden almıştır. <em>Aklın Yazgısı: Kant’tan Fichte’ye Alman Felsefesi</em>; <em>Aydınlanma, Romantizm ve Devrim: Modern Alman Siyasi Düşüncesinin Doğuşu, 1790-1800</em>; <em>Alman İdealizmi: Öznelciliğe Karşı Mücadele, 1781-1801 </em>ve <em>Hegel </em>gibi birçok kitabın yazarıdır. Halen Syracuse Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesidir.</p>
<p><strong>Sinan Kadir Çelik</strong> O.D.T.Ü. Felsefe Bölümü’nde çalışmalarını sürdürmekte. <em>Praksis</em> ve <em>Pasaj</em> gibi dergilerde yazıları yayımlandı. Halen Aristoteles felsefesinde etik-hukuk ilişkisi üzerine doktora çalışmasına devam ediyor.</p>
<p><strong>Betül Çotuksöken</strong> 1972 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. 1972-1978 yılları arasında Özel Darüşşafaka Lisesi’nde öğretmenlik ve müdür yardımcılığı yaptı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde çalıştı. 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. Aynı bölümde yardımcı doçent, doçent, profesör ve anabilim dalı başkanı olarak görev aldı. Ayrıca, Uludağ Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde dersler verdi. Özellikle ortaçağ felsefesi konusunda uzman olan Çotuksöken’in yapıtlarından bazıları şunlardır: <em>Petrus Abelardus’un Ahlak Anlayışı</em>, <em>Metinlerle Ortaçağ</em>, <em>Felsefi Söylem Nedir</em>, <em>Felsefeyi Anlamak Felsefeyle Anlamak</em>, <em>Nermi Uygur’un Felsefe Dünyasından Kesitler</em>, <em>Kavramlara Felsefe ile Bakmak</em>. Betül Çotuksöken halen Maltepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde dekan ve Felsefe Bölümü başkanı olarak görev yapmaktadır.</p>
<p><strong>Gülsüm Depeli </strong>Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde araştırma görevlisi. Yüksek lisansını Türk sineması ve sinema sosyolojisi alanında yazdığı tez ile tamamladı. Doktora tezi ise Almanya’daki Türkiyeli göçmenlerin törensel etkinlikleri, kimlik, bellek, aidiyet ilintileri üzerinedir. Çalışma alanları görsel kültür ve görsel antropoloji, iletişim etnografisi, kültürlerarası iletişim ve göç çalışmalarıdır.</p>
<p><strong>İlham Dilman</strong> Robert Koleji’nin ardından eğitim hayatını Cambridge Üniversitesi’nde sürdüren Dilman, doktorasını tamamladıktan sonra Swansea Üniveristesi’nde ders vermeye başladı. 1965-1971 yılları arasında California ve Hull üniversitelerinde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Daha sonra yeniden Swansea’ye döndü ve kendi adına kurulan kürsünün başına geçerek akademik hayatını emekli olana dek burada sürdürdü. Özellikle Freud ve Wittgenstein üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Dilman, Dostoyevski, Rilke ve Proust gibi önemli yazarlar konusunda da uzmandı. Prof. Dr. İlham Dilman, 17 Ocak 2003 tarihinde 72 yaşında öldü.</p>
<p><strong>Zeynep Direk </strong>Doktora derecesini 1998 yılında University of Memphis’ten aldı. Halen Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi. Eser verdiği alanlar arasında fenomenoloji ve çağdaş Fransız felsefesi yer alıyor.</p>
<p><strong>Özlem Duva</strong> 1975 yılında doğdu. 1996 yılında Çukurova Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Felsefe Grubu Eğitimi Bölümü’nden mezun oldu. 2001 yılında Cumhuriyet Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Parmenides’te Düşünce ve Varlık Özdeşliği” adlı tezle yüksek lisansını tamamladı. Şu anda Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmakta ve aynı bölümde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. İlgi alanları felsefi antropoloji, Kant, politika felsefesi ve hukuk felsefesidir.</p>
<p><strong>Özge Ejder</strong> ODTÜ, Felsefe Bölümü’nden mezun olduktan sonra Bilkent Üniversitesi, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde yüksek lisans ve doktora yapmıştır. Halen Yeditepe Üniversitesi, Felsefe Bölümü’nde yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır. İlgi ve çalışma alanları ağırlıklı olarak sanat felsefesi ve fenomenolojidir.</p>
<p><strong>Aras Ergüneş </strong>Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde araştırma görevlisidir.</p>
<p><strong>Aydın Gelmez</strong> Diyarbakır Dicle Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’nde öğretim görevlisidir.</p>
<p><strong>Doğan Göçmen</strong> Hamburg Üniversitesi’nde sosyal bilimler, siyaset bilimi ve felsefe öğrenimi gördü. Edinburgh Ünivesitesi’nde John Locke ve Adam Smith üzerine yaptığı bir çalışmayla yüksek lisansını tamamladı ve Adam Smith üzerine yaptığı bir çalışmayla da yine aynı üniversiteden doktora derecesi aldı. Değişik dillerde Adam Smith, Hegel, Marx ve Marksizm üzerine yayınlanmış kitap ve yazıları bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Özkan Gözel </strong>ODTÜ’de başladığı doktorasını GSÜ’de sürdürüyor. Maurice Barbier’den <em>Modern Batı Düşüncesinde Din ve Siyaset</em>’i (Kaknüs, 1998), Emmanuel Levinas’tan <em>Zaman ve Başka</em>’yı (Metis, 2005), Maurice Blondel’den <em>Mistisizm</em>’i (Dergâh, 2008) çevirdi. Halen bir Levinas derlemesi üzerinde çalışıyor.</p>
<p><strong>Richard Gunn </strong>1947’de İskoçya’da doğdu. Halen öğretim faaliyetini sürdürdüğü Edinburgh Üniversitesi’nde okudu. University’s School of Social and Political Studies’de siyaset, siyaset teorisi üzerine dersler vermektedir. 1980’ler ve 1990’larda Hegelci temaları araştıran <em>Common Sense </em>adlı küçük bir derginin editör kurulunda görev aldı.</p>
<p><strong>Pierre Hadot</strong> Özellikle antik felsefe konusunda uzmanlaşmış Fransız felsefeci. 1942-1946 yılları arasında Sorbonne Üniversitesi’nde felsefe eğitimi görmüştür. 1964-1986 yılları arasında EHESS’deki (<em>École des Hautes Etudes en Sciences Sociales</em>) yönetici görevinin ardından, 1982 yılında Collège de France’dan profesör unvanını almış ve yine aynı üniversitede Yunan ve Roma Düşüncesi Tarihi Kürsüsü’nde (<em>Chaire d’histoire de la  Pensée Hellénistique et Romaine</em>) öğretim üyeliğine devam etmiştir. Bu görevden 1991 yılında professeur honoraire olarak emekli olan Pierre Hadot, Fransa’ya Wittgenstein’ın düşüncesini ilk tanıtan yazarlardan biridir. Yine Eski Yunan dünyasında felsefenin kavranışı üzerine yaptığı çözümlemelerle büyük ün kazanan Hadot’ya göre felsefe, bir kuramdan önce, bir alıştırmadır. Bu görüşten yola çıkarak çalışmalarını eskiçağ felsefesinde “tinsel alıştırmalar” üzerine yoğunlaştırmış ve Michel Foucault’un da çalışmalarına temel oluşturmuştur.</p>
<p><strong>Ani Ceylan Hazinedar </strong>1982 doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Bölümü mezunu. Daha önce <em>Virgül </em>dergisi ve <em>Evrensel </em>gazetesinde felsefe, sanat, tiyatro ve edebiyat alanında yazıları olan Hazinedar, halen Bahçeşehir Üniversitesi’nde idari asistan olarak görev yapmaktadır.</p>
<p><strong>Hans Heinz Holz</strong> Doktora çalışmasını Ernst Bloch’un danışmanlığı altında yapan Holz, “Diyalektik Düşünce İçin Uluslararası Hegel-Marx Derneği”nin onursal başkanıdır. Geçen yıl Berlin Humboldt Üniversitesi’nde düzenlenen iki günlük bir sempozyumla 80. doğum günü kutlanan Holz, İtalyan düşünür Domenico Losurdo ile <em>Topos: Internationale Beiträge zur dialektischen Theorie</em> (http://toposzeitschrift.de/) adlı felsefe dergisini yayımlamaktadır. Farklı dillere çevrilmiş felsefenin değişik alanlarına dair sayısız yazı ve kitabının yanı sıra, son olarak üç ciltlik <em>Einheit und Wiederspruch: Problemgeschichte der Dialektik in der Neuzeit</em> (<em>Birlik ve Çelişki: Yeniçağda Diyalektiğin Sorunlar Tarihi</em>), <em>Seins-Formen: Über den strengen Konstruktivismus in der Kunst</em> (<em>Varlık Formları: Sanatta Kesin Konstrüktivizm Üzerine</em>), <em>Der Zerfall der Bedeutungen: Philosophische Theorie der Bildenden Künste</em> (<em>Anlamların Çözülmesi: Plastik Sanatların Felsefi Teorisi</em>) ve <em>Weltentwurf und Reflexion: Versuch einer Grundlegung der Dialektik</em> (<em>Dünya Tasarımı ve Refleksiyon: Diyalektiğin Temelendirilmesine Dair Bir Deneme</em>) başlıklı eserleri yayımlanan Holz, şu sıralar ortaçağda diyalektik felsefe tarihi üzerine çalışmaktadır.</p>
<p><strong>Hakkı Hünler </strong>5 Mart 1963 İzmir doğumlu. Lisans, yüksek lisans ve doktora derecelerini Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden aldı. Aynı bölümde asistan ve öğretim üyesi olarak on beş yıl çalıştıktan sonra üniversitedeki görevinden kendi isteğiyle istifa etti. Üç yıllık bir aradan sonra halen çalıştığı Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi çatısı altında üniversitedeki öğretim üyeliği görevine geri döndü. Yayınları arasında, <em>Estetik’in Kısa Tarihi </em>adlı kitabı ve çeşitli dergilerdeki makalelerinin yanı sıra, Hegel, Kojéve, Althusser, Adorno, Horkheimer, Bloch, Benjamin, Eagleton, MacIntyre, Heidegger, Badiou, Ranciére gibi düşünürlerden ve F.E. Peters, W.T. Jones gibi felsefe ve düşünce tarihçilerinden yaptığı çeviriler yer almaktadır.</p>
<p><strong>Reinhard Jellen</strong> Münih Ünivesitesi’nde felsefe öğrenimi gördü. Burs verilmediği için adalet teorisi üzerine başladığı doktora çalışmasını yarıda kesmek zorunda kaldı. Değişik internet ve basılı dergi ve gazetelerde güncel konular üzerine de yazılar yayımlayan Jellen, ağırlıklı olarak Marx, Goethe ve Alman felsefesi üzerine çalışıyor. Edebiyat ve şiir estetiği, müzik ve siyaset felsefesi ile epistemoloji üzerine yazıları yayımlanmıştır.</p>
<p><strong>Nazile Kalaycı</strong> Yüksek lisans ve doktorasını Hacettepe Üniversitesi, Felsefe Bölümü’nde yaptı. Halen Hacettepe Üniversitesi, Felsefe Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Kalaycı, Eski Yunanca, eskiçağda felsefe, on dokuzuncu yüzyılda felsefe ve siyaset felsefesi alanlarında dersler vermektedir.</p>
<p><strong>Taşkıner Ketenci </strong>Lisans, yüksek lisans ve doktora derecelerini Hacettepe Üniversitesi’nde aldı. 2004 yılından bu yana Mersin Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Akademik çalışmalarında Kant etiğini merkeze alır. Çalışmalarından bazıları şunlardır. “Aristoteles’in Etik Görüşünde Akıl Kavramının Yeri”, “Kant Felsefesinde Metafiziğin İnsan Doğasındaki Kökleri”, “Doğayı Salt Bir Araç Olarak Gören Düşünme Tarzına 17. Yüzyıl Filozoflarının Etkisi Üzerine”, “Schopenhauer’in Etik Görüşünde Kant Eleştirisinin Yeri”, “Chaplin’in Gözlerindeki Şaşkınlık ya da Postmodern Akıl Eleştirisi”, “Marquis de Sade: İnsan-Doğa İlişkisinde İnsan Doğasının Doğal Yanının Savunusu.”</p>
<p><strong>Doğan Barış Kılınç</strong> Lisans derecesini Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’nden, yüksek lisans derecesini ODTÜ, Felsefe Bölümü’nden aldı. Halen ODTÜ, Felsefe Bölümü’nde doktora çalışmasını sürdürmektedir.</p>
<p><strong>Alexandre Kojève </strong>Rus asıllı Fransız düşünür Alexandre Kojève, 1902 yılında Moskova’da doğdu. On sekiz yaşında Rusya’dan ayrılan düşünür, eğitimini Berlin ve Heidelberg’te sürdürdü. Mistik bir Rus düşünür olan Vladimir Solovyov üzerine yaptığı doktora çalışmasını Heidelberg’de Karl Jaspers’in yönetiminde tamamladı. Daha sonra Fransa’ya yerleşen düşünür, 1933-39 tarihleri arasında <em>Tinin Fenomenolojisi</em>’nin özgün bir yorumunu sunduğu konferanslar dizisi verdi. 1947 yılında <em>Introduction a la lecture de Hegel </em>(<em>Hegel Felsefesine Giriş</em>) başlığıyla yayımlanan bu konferansları, R. Aron, G. Bataille, A. Koyre, J. Lacan, E. Weil, M. Merleau-Ponty, A. Adler, R. Kaufmann gibi pek çok ünlü düşünür izlemiştir. Özellikle tarihin sonu ve insanın <em>tanınma </em>isteğini tatmin edebilmek için başlattığı tarihsel edimine vurguda bulunan bu çok özgün Hegel yorumu, Fransız düşün dünyasında oldukça etkili olmuştur. II. Dünya Savaşı sonrasında Fransa Ekonomi Bakanlığı’nın Dış Ekonomik İlişkiler Yönetimi’nde danışman olarak çalışan A. Kojève, 1968’de Brüksel’de öldü.</p>
<p><strong>Ayşe İclal Küçükkırca</strong> Mardin Artuklu Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’nde araştırma görevlisidir.</p>
<p><strong>Domenico Losurdo </strong>Urbino Üniversitesi’nde felsefe dersleri veriyor. “Diyalektik Düşünce İçin Uluslararası Hegel-Marx Derneği” Başkanı olan Losurdo’nun birçok dilde sayısız yazı ve kitapları yayımlandı. Başlıcaları şunlardır: <em>Immanuel Kant: Freiheit, Recht und Revolution </em>(1987); <em>Hegel und das deutsche Erbe </em>(1989); <em>Zwischen Hegel und Bismarck. Die ‘48 Revolution und die Krise der deutschen Kultur</em>, (1993); <em>Die Gemeinschaft, der Tod, das Abendland. Heidegger und die Kriegsideologie </em>(1995); <em>Hegel und die Freiheit der Modernen</em>, (2000); <em>Der Marxismus Antonio Gramscis </em>(2000); <em>Kampf um die Geschichte. Der historische Revisionismus und seine Mythen </em>(2007); <em>Demokratie oder Bonapartismus. Triumph und Niedergang des allgemeinen Wahlrechts </em>(2008). Son olarak, uluslararası alanda tartışma yaratan <em>Nietzsche, il ribelle aristocratico</em>, (2002) ve <em>Controstoria del liberalismo </em>(2005) başlıklı çalışmaları yayımlanmıştır.</p>
<p><strong>Georg Lukàcs </strong>1885 yılında Budapeşte’de doğdu. Genç yaşında oyunlar yazmaya başladı. 1906 yılında hukuk öğrenimini tamamladıktan sonra, 1909’da Budapeşte Üniversitesi’nden felsefe doktorası aldı. 1909-10 yılları arasında Berlin Üniversitesi’nde özellikle Georg Simmel’in derslerini izledi. Ernst Bloch ile tanıştı. İtalya ve Budapeşte’de bir süre kaldıktan sonra 1913 yılında Heidelberg’e yerleşti. Burada Max Weber, Emil Lask, Stefan George, Heinrich Rickert ve Wilhelm Windelband ile tanıştı. 1918 yılında Macaristan’da cumhuriyet ilan edilmesi üzerine, Béla Kun önderliğindeki Macar Komünist Partisi’ne girdi. 1921’de Moskova’da yapılan Komünist Enternasyonel III. Kongresi’ne delege olarak katıldı; Lenin’le karşılaştı. 1923 yılına kadar yoğun siyasi faaliyet içinde yer aldı. 1931-3 yılları arasında Berlin’de, 1933-44 yılları arasında ise SSCB’de yaşadı. SSCB’de iken Bilimler Akademisi Felsefe Enstitüsü’nde çalıştı. 1945 yılında Macaristan’a döndü; parlamentoya ve Macar Bilimler Akademisi üyeliğine seçildi. 1949-56 yılları arasında çeşitli defalar Marksizm’den “sapma” ile suçlandı. 1971 yılında doğduğu kent olan Budapeşte’de öldü. <em>Tarih ve Sınıf Bilinci</em>, <em>Estetik</em>, <em>Roman Kuramı</em>, <em>Aklın Yıkımı </em>ve <em>Genç Hegel</em>, bilinen belli başlı eserleridir.</p>
<p><strong>Hasan Ünal Nalbantoğlu</strong> ODTÜ Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi olan Nalbantoğlu geçmişte kent sosyolojisi, Osmanlı ekonomik tarihi, eski Doğu toplumlarında bilgi ve bilgi sosyolojisi gibi alanlarda bilimsel yazılar yazmıştır. Son on yıldır sanat sosyolojisi yanında, felsefenin sürekli gündeminde bulunan birtakım sorunu dert edinerek, tekno-bilimsel modern çağda “Batı metafiziği”nin tamamlanışının bazı cephelerini, özellikle de “malûmat” olarak adlandırmayı daha doğru bulduğu “enformasyon” çağında üniversite ve modern bilimsel disiplinlerdeki dönüşümü ve yeni “iktidar” yapılarını irdelemeye yönelmiştir. Geçmişte üzerinde çalıştığı ve yazdığı konular arasında modern insanın varoluşunun temelindeki titreşimlerden “sıkıntı” ve <em>Angst</em> bulunmaktadır. Zihnine bir ara yaşamın hemen her alanında “etik” soruların söylem metaı haline gelmesi sorusu takılmış, sonuçta bu kaygan konunun bir yanda sanat-estetik, öte yanda da teknoloji ile ilişkisini irdeleyen bir çalışması “Etik, Estetik, Teknik” başlığıyla yayımlanmıştır. Son zamanlarda “Nietzsche ve Heidegger Türkçenin Evinde: Farklı Dilde Aynı Metafizik” başlığını taşıyan bir yazısı yanında, yeni bir akademisyen kuşağı üzerine hazırladığı “Üniversite A.Ş.’de Bir ‘homo academicus’: ‘Ersatz’ yuppie Akademisyen” ile “Daímon’unu Yitiren Üniversite” başlıklı çalışmaları dilimizde yayımlanmış bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Uluğ Nutku</strong> 1964-1974 yılları arasında Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu’nun yanında hazırlamış olduğu doktora tezinin konusu “Yeniçağ Felsefesinde A priori Problemi” idi. İstanbul, Çukurova, Mersin ve Cumhuriyet üniversitelerinde görev yaptı. Halen Cumhuriyet Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde çalışmalarına devam eden Uluğ Nutku’nun, <em>İnsan Felsefesi Çalışmaları</em>, <em>Felsefe ve Güncellik</em>, <em>…Daha Güncel Felsefe</em> ve <em>Ur, Uruk, Urşu</em> başlıklarını taşıyan kitaplarının yanı sıra, Felsefe Arkivi, Felsefelogos, FLSF ve Baykuş gibi dergilerde pek çok felsefe yazısı, Yeni Adana gazetesinde de güncel politikaya dair kısa makaleleri yayımlanmıştır.</p>
<p><strong>Kaan H. Ökten</strong> 1969’da doğdu. İlk ve ortaokulu Almanya’da bitirdi. İstanbul’da Avusturya Lisesi’ne gittikten sonra İstanbul Üniversitesi’nde okudu. Doktorasını İstanbul Üniversitesi’nde verdi. Aynı dönemde Göttingen Üniversitesi’nde Heidegger, Kant ve Aristoteles konularında araştırmalarda bulundu. Daha sonra İstanbul Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalıştı. 2006 yılında siyasal düşünceler tarihi dalında doçent oldu. Halen Bahçeşehir Üniversitesi’nde Rektör Danışmanı ve Fen-Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi olarak çalışıyor. <em>&#8220;Varlık ve Zaman&#8221; Kılavuzu</em> (2008), <em>Aristoteles</em> (2007), <em>Muallâkta Var Olmak</em> (2006), <em>Heidegger Kitabı</em> (2004), <em>Reformasyon Dönemi Siyasal ve Dinsel Düşünce Tarihine Giriş</em> (2003) ve <em>Heidegger ve Üniversite</em> (2002) adı altında yayımlanmış altı kitabının yanı sıra çeşitli makaleleri var. Pek çok çevirisi arasında, 2008’de yayımlanan Martin Heidegger’in <em>Varlık ve Zaman</em> çevirisi en önemli çalışması.</p>
<p><strong>Örsan K. Öymen </strong>1965 doğumlu. 1987 yılında ODTÜ Felsefe ölümü’nden mezun oldu. 1990 yılında New York Üniversitesi (NYU) Felsefe Bölümü’nden yüksek lisans, 1999 yılında ODTÜ Felsefe Bölümü’nden doktora derecesini aldı. 2001 yılında yardımcı doçent, 2006 yılında doçent unvanını aldı. Felsefede ilgi ve çalışma alanları şunlardır: Epistemoloji, etik, siyaset felsefesi, kuşkuculuk, Varoluşçluk, Sextos Empeirikos, David Hume, Friedrich Nietzsche, Soren Kierkegaard, Karl Marx, Martin Heidegger, Jean-Paul Sartre. Bahçeşehir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakütesi Öğretim Üyesi, Felsefe Sanat Bilim Derneği (<a href="http://www.felsefesanatbilim.org/">www.felsefesanatbilim.org</a>) Yönetim Kurulu Başkanı, Assos’ta Felsefe (www.philosophyinassos.org) oluşumunun kurucusu ve yöeticisidir.</p>
<p><strong>Kaan Özkan </strong>Yüksek lisans çalışmasını, 2002 yılında Kocaeli Üniversitesi’nde “Aristoteles’in Devlet Öğretisi” başlıklı tezle tamamladı. Başlıca ilgi alanlarını siyaset felsefesi, devlet kuramları ve antikçağ felsefesi oluşturuyor. Halen Ankara Üniveristesi DTCF Felsefe Bölümünde doktora öğrencisi. Son dönemde fenomenoloji, özellikle de Maurice Merleau-Ponty felsefesi üzerine çalışmakta.</p>
<p><strong>Doğan Özlem</strong> İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1971’de mezun oldu. <em>Max Weber’de Bilim ve Sosyoloji</em> (1990) adıyla yayımlanan doktora tezini 1979’da tamamladı. Almanya’da ve Türkiye’de işçi büro memuru, sendikacı, muhasebeci ve yönetici olarak çalıştı. Uzun yıllar Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdüren Özlem, 2001’de kendi isteğiyle emekliye ayrıldıktan sonra, Muğla Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde profesör olarak görev yapmaya başladı. 2005 yılında ise TÜBA-Türkiye Bilimler Akademisi Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. Halen Yeditepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde çalışmalarını sürdürmektedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Haydar Öztürk </strong>Lisans eğitimini ODTÜ Felsefe Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimini ise Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü’nde tamamladı. Ağırlıklı olarak estetik ve yakınçağ Fransız felsefesi üzerine çalışmakta olan Öztürk, Muğla Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde araştırma görevlisidir.</p>
<p><strong>Filiz Peach</strong> Londra’da, City University’de 1982-1985 yılları arasında felsefe öğrenimi gördü ve doktora tezini 2004 yılında tamamladı. “Jaspers’in ölüm kavramı” üzerine olan doktora tezi Ocak 2008’te Edinburgh University Press’ten yayımlandı. Philosophy Now, Jahrbuch der Osterreichischen Karl Jaspers Gesellschaft, Analecta Husserliana ve birçok başka dergilerde ve kitaplarda yazıları yayımlanan Filiz Peach, ayrıca felsefe konferanslarına ve sempozyumlarına da değişik zamanlarda katkılarda bulunmuştur. Geniş bir yelpazede felsefi etkinlikler düzenleyen bir organizasyon olan Philosophy for All’un Başkan Yardımcısı olan Peach, (her ikisi de Londra’da olan) Mary Ward Centre ile Kingston Adult Education’da felsefe dersleri vermektedir.</p>
<p><strong>Mehmet Ratip </strong>1984’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde doğdu. Şu sıralar Ankara’da, ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde “Ağır İnsan Hakları İhlalleri Karşısında Adalet” temalı doktora çalışmalarını sürdürüyor. Yüksek lisansını 2007 yılında İngiltere’de, Nottingham Üniversitesi’nin Eleştirel Teori ve Kültürel Çalışmalar Bölümü’nde, “11 Eylül Komplo Teorilerinin Politik Potansiyeli” üzerine hazırladığı teziyle tamamladı. Kıbrıs gazetesinde popüler felsefe, kültür ve güncel politika ağırlıklı konular üzerine haftalık makaleleri yayımlanmaktadır.</p>
<p><strong>Nebil Reyhani</strong> 1970 yılında İskenderun’da doğdu. 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi’nde başladığı felsefe öğrenimini, 1991 yılında lisans derecesiyle tamamladı. 1993 yılında YÖK bursuyla Almanya’ya gitti. 2001 yılında Johannes-Gutenberg Üniversitesi’nden (Mainz) doktora derecesi aldı. 2002 yılından bu yana Muğla Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.</p>
<p><strong>Zeynep Savaşçın </strong>Marmara Üniversitesi İletişim Fakütesi’nde lisans, Galatasaray Üniversitesi’nde ve Paris, Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales’de yüksek lisans yaptı. Halen araştırma görevlisi olarak ulaştığı Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde ve Paris, Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales’de eşzamanlı olarak, siyaset felsefesi alanındaki doktora eğitimine devam etmektedir. Politik alanın daralması, etik, siyaset ve hukuk arasındaki ilişki, çağdaş çokkültürcü teoriler ve Hegel başlıca çalışma alanlarıdır. Ahmet Cevizci’nin hazırladığı <em>Felsefe Ansiklopedisi</em>’nde ve Zeynep Direk yönetimindeki <em>Dünyanın Teni </em>adlı kitapta Merleau Ponty felsefesinde “algısal inanç” konulu yazıları, Galatasaray Üniversitesi’nin <em>Lapsus </em>dergisinde Axel Honneth’in “tanınma teorisi” üzerine bir makalesi yayımlanmıştır. “Hannah Arendt’de İnsan Hakları” konulu bir kongre metnine http://www.goethe.de/mmo/priv/1945464-STANDARD.pdf adresinden ulaşılabilir.</p>
<p><strong>Tuncay Saygın</strong> Lisans eğitimini Atatürk Üniversitesi’nde, yüksek lisans eğitimini ise Muğla Üniversitesi’nde tamamladı. Halen Adnan Menderes Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. Genellikle Marksizm, Çağdaş Kıta Avrupası Felsefesi ve Türk Düşüncesi alanlarında çalışmaktadır.</p>
<p><strong>Devrim Sezer</strong> Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ, London School of Economics ve Carleton Üniversitesi’nde öğrenim gördü. 2005’den bu yana İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde öğretim üyesi. Genel olarak modern ve çağdaş politika felsefesi, özel olarak ise özgürlük, yurttaşlık, modernlik, hermeneutik ve eleştirel teori temel ilgi alanları. Arendt, Habermas ve Gadamer üzerine yayımlanmış makaleleri var. Adile Arslan Avar ile birlikte hazırladığı <em>Hasan Ünal Nalbantoğlu’na Armağan</em> 2008 yılında yayımlandı.</p>
<p><strong>Yıldız Silier </strong>Doktora derecesini İngiltere Kent Üniversitesi’nden aldı. 2003 yılında bu yana Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesi. Sosyal ve politik felsefe, modern felsefe tarihi, estetik, özgürlük ve felsefeye giriş dersleri veriyor. <em>Özgürlük Yanılsaması: Rousseau ve Marx </em>ve <em>Freedom: Political, Metaphysical, Negative and Positive </em>başlıklı kitapları vardır. Ayrıca, Dirk J. Struik’in <em>Kısa Matematik Tarihi </em>ile Theoni Pappas’ın <em>Yaşayan Matematik </em>kitaplarını da dilimize kazandırmıştır.</p>
<p><strong>Ömer Naci Soykan</strong> 1945 yılında Rize’de doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Felsefe Bölümü kurucu başkanı, ulusal ve uluslararası çeşitli felsefe dernekleri üyesidir. Türkçe, Almanca, İngilizce sözlü-yazılı yayın etkinliklerini yurt içinde ve dışında sürdürmektedir. On yedi kitap, iki yüzün üstünde makale yayımlamıştır. Başlıca çalışma alanları, bilgi kuramı, tarih-, toplum-, dil felsefesi, etik ve estetiktir.</p>
<p><strong>Deniz Soysal </strong>Lisans derecesini ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetim Bölümü’nden, yüksek lisans ve doktora derecelerini ODTÜ Felsefe Bölümü’nden aldı. Süleyman Demirel Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde araştırma görevlisidir.</p>
<p><strong>Soner Soysal </strong>Lisans, yüsek lisans ve doktora derecelerini ODTÜ Felsefe Bölümü’nden aldı. On Dokuz Mayıs Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesidir.</p>
<p><strong>Önay Sözer </strong>Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden emekli olan Sözer, Hegel, Husserl ve Heidegger’in eserleri üzerine yoğunlaşmış ve de ağırlıklı olarak Alman İdealizmi, fenomenoloji ve hermeneutik üzerine birçok eser vermiştir. Şimdiye kadar yayımlamış olduğu eserler arasında <em>Anlayan Tarih</em>, <em>Felsefenin ABC’si</em>, Ferda Keskin’le birlikte hazırladığı <em>Pera, Peras, Poros</em>, Sanem Yazıcıoğlu Öge ile birlikte hazırladığı <em>M. Heidegger-H. Arendt: Metafizik ve Politika </em>ve son olarak Ali Vahit Turhan’la birlikte hazırladığı <em>Avrupa’nın Krizi: Fenomenolojik Sorun Olarak Avrupa’nın Dönüşümü </em>bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Ömer Şirin </strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden 2003 yılında mezun oldu. 2006 yılından beri devlet memuru olarak çalışıyor. Ayrıca Galatasaray Üniversitesi’nde Medya ve İletişim Çalışmaları Bölümü’nde yüksek lisans yapıyor. Fenomenoloji, Heidegger ve Nietzsche ile ilgileniyor.</p>
<p><strong>Gonca Gül Taşçı</strong> Felsefe Grubu öğretmenidir.</p>
<p><strong>Feysel Taşçıer</strong> 1973 Diyarbakır doğumlu. 1997 yılında, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. Doktora eğitimini Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’nde, <em>Siyasal Alanın Belirlenmesinde Şiddetin Rolü Üzerine Üç Görüş: Hannah Arendt, Michel Foucault ve Giorgio Agamben</em> konulu çalışmayla 2008 yılında tamamladı. Halen Dicle Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’nde çalışmakta olup; temel ilgi alanları siyaset felsefesi, edebiyat ile felsefe ilişkisi, antikçağ felsefesi, tarih felsefesi ve hermeneutiktir.</p>
<p><strong>Robert C. Tucker</strong> Doktora derecesini Harvard Üniversitesi’nden, daha sonra kitaplaştıracağı “Philosophy and Myth in Karl Marx” çalışmasıyla 1958 yılında aldı. Princeton Üniversitesi’nde sovyetolog olarak çalıştı ve halen aynı üniversitede siyaset profesörü olarak görev yapmaktadır. Başlıca eserleri şunlardır: <em>Philosophy and Myth in Karl Marx</em> (1961), <em>The Marxian Revolutionary Idea</em> (1969), <em>Stalin as Revolutionary 1879-1929: A Study in History and Personality</em> (1973), <em>The Lenin Anthology</em> (1975), <em>The Marx-Engels Reader</em> (1978), <em>Stalin in Power: The Revolution from Above, 1928-1941</em> (1992).</p>
<p><strong>Saffet Murat Tura</strong> 1980 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Bir süre fizyoloji üzerine çalıştıktan sonra 1986 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nde psikiyatri uzmanlığını tamamladı. Analitik yönelimli psikoterapi üzerinde çalışmalar yaptı. Yurtiçinde ve yurtdışında yayımlanan bilimsel çalışmalarının dışında felsefe ve politika konularında yazıları yayımlandı. Metis Yayınları’nın “Ötekini Dinlemek” dizisinin editörü olan Tura’nın, <em>Freud’dan Lacan’a Psikanaliz</em>, <em>Günümüzde Psikoterapi</em>, <em>Şeyh ve Arzu</em> ve <em>Histerik Bilinç</em> adlı kitapları bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Ertuğrul Turan</strong> D.T.C.F. Felsefe Bölümü öğretim üyesi. Ağırlıklı olarak Heidegger üzerine çalışıyor.</p>
<p><strong>Meryem Uçar </strong>Lisans ve yüksek lisans derecelerini ODTÜ Felsefe Bölümü’nden aldı. Halen Katolike Universiteit Leuven Felsefe Enstitüsü’nde “<em>Fenomenoloji</em>’de ‘Mutlak Bilme’ Kavramı: <em>Fenomonoloji</em>’den <em>Mantık Bilimi</em>’ne Geçiş Problemi” konulu doktora çalışmasını sürdürmekte.</p>
<p><strong>Örgen Uğurlu </strong>Lisans ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nde tamamladıktan sonra, Ankara Üniversitesi’nde Sosyal Çevre Bilimleri Anabilim Dalı’nda, “çevresel güvenlik ve enerji politikaları” üzerine doktora çalışmasını gerçekleştirdi. Çevresel güvenlik, çevre etiği, kent ve çevre politikaları üzerine çalışmalar yürüten Uğurlu, Kocaeli Üniversitesi, İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, Kentleşme ve Çevre Sorunları Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.</p>
<p><strong>Jean-Marie Vaysse </strong>Toulouse Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde profesör. Aynı zamanda l’ERRAPHIS (<em>Équipe de recherche sur les rationalités philosophiques et les savoirs</em>) Müdürüdür. Klasik Alman İdealizmi ve fenomenoloji uzmanı olan Vaysse’nin yayımlanmış eserleri <em>Totalité et subjectivité: Spinoza dans l’idéalisme allemand</em>, <em>Hegel: Temps et histoire</em>, <em>Le vocabulaire de Kant</em>, <em>Kant et la finalité</em>, <em>L’inconscient des Modernes: Essai sur l’origine métaphysique de la psychanalyse</em>, <em>Le vocabulaire de Heidegger</em>, <em>Totalité et finitude: Spinoza et Heidegger</em>, <em>Schelling: Art et mythologie</em>, <em>Avant Freud, après Freud: inconscient et philosophie</em>, <em>La stratégie critique de Kant</em>, <em>Les problèmes fondamentaux de la phénoménologie de Heidegger</em>’dir.</p>
<p><strong>Ali Galip Yener </strong>Yakın zamanda <em>Sancılı Yaratı </em>ve <em>Eleştirinin Eşiğinde Edebiyat </em>adlı iki deneme kitabı yayımlandı. Son dönemde felsefe-şiir ilişkisi ve edebiyat teorisi üzerine denemeler yazıyor. Önümüzdeki aylarda deneme kavramı ve denemeciler üzerine bir kitabı yayımlanacak.</p>
<p><strong>Erdoğan Yıldırım</strong> ODTÜ Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi. <em>Türkiye’de Siyaset Süreci</em> başlıklı telif bir eseri ve Michel Foucault’dan yapmış olduğu <em>19. Yüzyılda Bir Aile Cinayeti: Annemi Kız Kardeşimi Erkek Kardeşimi Katleden Ben Pierre Riviere</em> başlıklı bir de çevirisi bulunmaktadır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.baykusdergisi.com/?feed=rss2&amp;p=87</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sayı 6-7-8</title>
		<link>http://www.baykusdergisi.com/?p=85</link>
		<comments>http://www.baykusdergisi.com/?p=85#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 16:29:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelecek Sayılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.baykusdergisi.com/?p=85</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Husserl: Yaşayan Yönleriyle&#8221; &#8220;Aydınlanma ve Din&#8221; &#8220;Gadamer: Hakikat ve Yöntem&#8217;in 50. Yıldönümü Vesilesiyle&#8221;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Husserl: Yaşayan Yönleriyle&#8221;</p>
<p>&#8220;Aydınlanma ve Din&#8221;</p>
<p>&#8220;Gadamer: Hakikat ve Yöntem&#8217;in 50. Yıldönümü Vesilesiyle&#8221; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.baykusdergisi.com/?feed=rss2&amp;p=85</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etkinlikler</title>
		<link>http://www.baykusdergisi.com/?p=83</link>
		<comments>http://www.baykusdergisi.com/?p=83#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 16:28:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.baykusdergisi.com/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[Varlık Felsefesi/Varoluş Felsefesi/Varoluşçuluk Assos&#8217;ta Felsefe (5-6 Şubat 2010) &#8220;Türkiye’de Felsefenin Geleneği ve Geleceği&#8220; İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü (25-26 Mart 2010) “Antik Yunan’da Felsefe ve Çağımıza Etkileri” Adnan Menderes Üniversitesi Felsefe Bölümü (14-16 Nisan 2010)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.philosophyinassos.org/">Varlık Felsefesi/Varoluş Felsefesi/Varoluşçuluk</a></strong></p>
<p>Assos&#8217;ta Felsefe</p>
<p>(5-6 Şubat 2010)</p>
<p><a href="http://felsefe.istanbul.edu.tr/felsefetoplantilari">&#8220;<strong>Türkiye’de Felsefenin Geleneği ve Geleceği</strong>&#8220;</a></p>
<p>İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü</p>
<p>(25-26 Mart 2010)</p>
<p><a href="http://site.adu.edu.tr/felsefesem/index.html"><strong>“Antik Yunan’da Felsefe ve Çağımıza Etkileri”</strong></a></p>
<p>Adnan Menderes Üniversitesi Felsefe Bölümü</p>
<p>(14-16 Nisan 2010) </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.baykusdergisi.com/?feed=rss2&amp;p=83</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birgün</title>
		<link>http://www.baykusdergisi.com/?p=58</link>
		<comments>http://www.baykusdergisi.com/?p=58#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 14:28:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.baykusdergisi.com/?p=58</guid>
		<description><![CDATA[BAYKUŞ&#8217;UN BEŞİNCİ SAYISI ÇIKTI FELSEFE VE DEVRİMİ TEKRAR DÜŞÜNMEK FELSEFE BOŞ BİR İŞ Mİ?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.birgun.net.xn--ler-1la8h.net/culture_index.php?news_code=1258501087&amp;year=2009&amp;month=11&amp;day=18">BAYKUŞ&#8217;UN BEŞİNCİ SAYISI ÇIKTI</a><br />
<a href="http://www.birgun.net/sunday_index.php?news_code=1255255829&amp;year=2009&amp;month=10&amp;day=11"> FELSEFE VE DEVRİMİ TEKRAR DÜŞÜNMEK</a></p>
<p><a href="http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1253003756&amp;year=2009&amp;month=09&amp;day=15">FELSEFE BOŞ BİR İŞ Mİ?</a> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.baykusdergisi.com/?feed=rss2&amp;p=58</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğan Hızlan &#8211; Hürriyet</title>
		<link>http://www.baykusdergisi.com/?p=56</link>
		<comments>http://www.baykusdergisi.com/?p=56#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 14:27:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.baykusdergisi.com/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bir felsefe dergisi: BAYKUŞ Baykuş&#8217;un Hegel özel sayısı Felsefe ve devrim]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7977262">Yeni bir felsefe dergisi: BAYKUŞ</a><br />
<a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=9934124&amp;yazarid=4"> Baykuş&#8217;un Hegel özel sayısı</a><br />
<a href="http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=12252169"> Felsefe ve devrim</a> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.baykusdergisi.com/?feed=rss2&amp;p=56</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçindekiler</title>
		<link>http://www.baykusdergisi.com/?p=43</link>
		<comments>http://www.baykusdergisi.com/?p=43#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 22:00:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Son Sayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.baykusdergisi.com/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[Baykuş’tan… 7 Kaan H. Ökten’le Söyleşi Devrim Sezer Nazile Kalaycı Güçlü Ateşoğlu Heidegger, Varlık ve Zaman, ölüm üzerine düşünceler 12 TO THEMA Nazile Kalaycı Platon ve Nietzsche’de idealar kuramı ve perspektivizm bağlamında ölüm-yaşam ilişkisi 31 Türker Armaner Etika’da intiharın ontolojik imkânsızlığı 51 Alain Badiou Varoluş ve ölüm 59 Özge Ejder Ölüme dair bir aporia olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Baykuş’tan…  7<br />
<strong>Kaan H. Ökten’le Söyleşi</strong><br />
Devrim Sezer<br />
Nazile Kalaycı<br />
Güçlü Ateşoğlu<br />
<strong>Heidegger, <em>Varlık ve Zaman</em>, ölüm üzerine düşünceler</strong> 12<br />
TO THEMA<br />
<strong>Nazile Kalaycı</strong><br />
Platon ve Nietzsche’de idealar kuramı ve perspektivizm bağlamında ölüm-yaşam ilişkisi  31<br />
<strong>Türker Armaner</strong><br />
<em>Etika</em>’da intiharın ontolojik imkânsızlığı  51<br />
<strong>Alain Badiou</strong><br />
Varoluş ve ölüm  59<br />
<strong>Özge Ejder</strong><br />
Ölüme dair bir aporia olarak yazınsal temsil  69<br />
<strong>Feysel Taşçıer</strong><br />
Yaşamın ve ölümün modern paradigması: biyosiyaset  81<br />
<strong>Filiz Peach</strong><br />
İnsan sonluluğu: insanlığın temel bir sorusu  97<br />
TOZLU RAFLARDAN<br />
<strong>Uluğ Nutku</strong><br />
Ölüm bilincinin gölge oyunu: ruh-beden ikileştirmesi  106<br />
EKTOS THEMATOS<br />
<strong>Ömer Naci Soykan</strong><br />
Demokrasinin açmazları üstüne  115<br />
<strong>Taylan Altuğ</strong><br />
Hegel estetiğinde sanat ve sanat biçimleri: klasik sanat ve romantik sanat – II  129<br />
<strong>Kubilay Aysevener</strong><br />
İngiliz İdealizmi ve tarihsel bilgi sorunu  167<br />
<strong>Saffet Murat Tura</strong><br />
Öznesi olmayan süreç – III  183<br />
<strong>Deniz Soysal</strong><br />
Gadamer’de sanat eseri neden bir nesne olamaz?  207<br />
“FELSEFE VE DEVRİM”E GERİ BAKIŞ<br />
<strong>Özlem Duva</strong><br />
Gramsci’nin kültür çözümlemesindeki antropolojik imkânlar  221<br />
<strong>Robert C. Tucker</strong><br />
Felsefe dünyaya başkaldırır  239<br />
KİTAP ELEŞTİRİSİ<br />
<strong>Erdoğan Yıldırım</strong><br />
Prof. Hasan Ünal Nalbantoğlu’nun <em>Arayışlar</em>’ının düşündürdükleri  ya da bilgi ve ultra-modern üniversite halleri  250<br />
<strong>Erdem Baykal</strong><br />
Karatani’nin <em>transkritiği</em> 266 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.baykusdergisi.com/?feed=rss2&amp;p=43</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>sayı 4</title>
		<link>http://www.baykusdergisi.com/?p=40</link>
		<comments>http://www.baykusdergisi.com/?p=40#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 21:45:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.baykusdergisi.com/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[BAYKUŞ&#8217;TAN&#8230; İçindekiler Felsefe tarihinde devrim kavramının fahiş oranda kullanımına rastlıyoruz. Hemen her felsefeciye yakıştırılan bir devrimci sıfatı bulunmaktadır. Örneğin, Frege’nin şu devrimi, Foucault’nun bu devrimi gibi… Ne var ki, gerek felsefe bağlamında gerekse bilim(ler) bağlamında devrimden bahsedildiğinde, akla bugün daha çok Thomas Kuhn ve onun Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı eseri gelir. Kuhn’u anlamlı kılan, onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-74" title="Baykus_4.indd" src="http://www.baykusdergisi.com/wp-content/uploads/2009/12/04-206x300.jpg" alt="" width="206" height="300" /><strong>BAYKUŞ&#8217;TAN&#8230;</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.baykusdergisi.com/?page_id=177">İçindekiler</a></strong></p>
<p>Felsefe tarihinde devrim kavramının fahiş oranda kullanımına rastlıyoruz. Hemen her felsefeciye yakıştırılan bir devrimci sıfatı bulunmaktadır. Örneğin, Frege’nin şu devrimi, Foucault’nun bu devrimi gibi… Ne<br />
var ki, gerek felsefe bağlamında gerekse bilim(ler) bağlamında devrimden bahsedildiğinde, akla bugün daha çok Thomas Kuhn ve onun Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı eseri gelir. Kuhn’u anlamlı kılan, onun söz konusu eserinde sergilediği içerikten çok, Batı dünyasında soğuk savaş atmosferinde kol gezen pozitivizm ve “bilimsel muhafazakârlık” karşısında bilimsel devrimlerin olduğunu savunmuş ve örneğin Karl Popper karşısında bilimsel devrim kavramını olumlu olarak tanımlamış olmasıdır. Ancak Kuhn’un, “olağanüstü” veya “devrimci” evrelerde anormalliklerin birikimi sonucu gözlendiğini söylediği bilimsel paradigma değişimini, toplumsal ve siyasi koşullardan bağımsız, salt bilimlere içsel olarak kavramış olması, bilimler ve felsefe tarihi açısından bakıldığında pek de kabul edilebilir gibi görünmemektedir. Oysa, doğa bilimleri de dahil olmak üzere toplum bilimleri ve felsefe, Kuhn’un “bilim-dışı faktörler” (<em>extra-scientific factors</em>) olarak tanımladığı, toplumsal, tarihsel ve siyasal anlamda öznel ve nesnel “belirleyenlere tâbi olmuştur. Aslında Kuhn da bunun bilincindedir. Önceleri, bilim-dışı “faktörler”in de bilimsel devrimlerde önemli bir rol oynadığını kabul etmiştir. Daha sonrasında ise o, sosyologların ve bilim tarihçilerinin Kuhn’un bu belirlemesinden hareketle bilimin gelişmesinde atılan her adımın sosyo-ekonomik faktörler tarafından da belirlendiğini ileri sürmesi üzerine, bu belirlemesinden vazgeçmiş ve ilerlemenin özellikle modern bilimlerde karşılıklı tartışma sonucu gerçekleştiğini ileri sürmüştür.</p>
<p><span id="more-40"></span></p>
<p>Ancak, ne yazık ki bilimler dünyası da toplumsal tahakküm ilişkilerinden ve bireysel kariyer kavgalarından yalıtılmış değildir. Kuhn’un burada dolaylı olarak ileri sürdüğü ve Jürgen Habermas’ın iletişimsel eylem kuramı çerçevesinde dile getirdiği, iktidar ve tahakküm ilişkilerinden arınmış toplumsal ve bilimsel ilişkilerin varlığı hâlâ arzulanan bir durumdur. Gelgelelim, insani gerçeklik, sınıf ilişkilerinin oluşmaya başladığı antikçağdan beri başka bir dilden konuşmaktadır. Rönesans ile başlayan ve Fransız Devrimi ile en üst aşamasına ulaşan modern bilimsel, felsefi, toplumsal ve siyasal devrimlerin üzerinde yükseldiği “güneş merkezli” dünya görüşü, en az Aristotelesçi “dünya merkezli” dünya görüşü kadar eskidir. Antikçağ ve ortaçağda, Samoslu Aristarkhos’un ileri sürdüğü “güneş merkezli” dünya görüşü yerine Aristotelesçi-Ptolemaiosçu dünya görüşünün kabul görmesi, sadece bilimsel gelişmenin düzeyi ve sınırlılığıyla, ileri sürülen argümanların sağlamlığıyla ilgili değildir elbette; aksine bu, sınıf ve iktidar ilişkilerinin gereksinimleriyle de bağlantılıdır. Aynı şekilde, Aristarkhos’un “güneş merkezli” dünya görüşünün “Kopernik Devrimi” aracılığıyla neredeyse yirmi asır sonra kabul görmesi de, yeni toplumsal ilişkilerin ortaya çıkmış olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bunu, öğretmen Copernicus, öğrenci—ama en az hocası kadar üstün yetenekli—olan Galileo’dan daha iyi biliyordu. Copernicus, uzun yıllar boyunca yaptığı gözlemlerin sonucunda ulaştığı “güneş merkezli” dünya görüşünün bütün dünya düzenini altüst edeceğini, dolayısıyla da kilise otoritesinin şimşeklerini üzerine çekeceğini bildiği için, başlığına devrim sözcüğünü taşıdığı <em>De Revolutionibus Orbium Coelestium </em>(<em>Göksel Kürelerin Dönüşleri Üzerine</em>) adlı eserini ölüm yılı olan 1543 yılına kadar bekletmiştir. Buna karşın Galileo, derme çatma teleskopuyla yapmış olduğu gözlemlerin Copernicus’un gözlemlerinin doğruluğunu kanıtladığını, hakikatin gücüne inanan bir bilimci naifliği ve dürüstlüğü ile kilise otoritelerine bildirmek için koşa koşa Roma’ya gittiğinde, otorite sahiplerinin teleskoptan bakmaya bile tenezzül etmeden kendisine konuyla ilgili ders verme ve yayın yapma yasağı koyması durumuyla karşılaşır. Aradan geçen yüzyıllar boyunca durum ve koşullar da değişmiştir. Ama halen çağımızda da, David Hume’un deyimiyle, yüzyıllardır özlenen, sonuçları her ne olursa olsun hakikatin olduğu gibi ifade edilebildiği bir bilimsel özgürlük ortamına kavuşulmuş olduğunu söylememiz mümkün değildir. Bilimsel ve felsefi gelişmeler, toplumsal çelişkilere rağmen, toplumsal gelişmenin tâbi olduğu tüm ıstırap ve sancıları, kavgaları ve büyük mücadeleleri yaşayarak yoluna devam edip ilerlemeyi sürdürüyor. Bu çelişkili durum, bilim söz konusu olduğunda, hem canlı varlıkların tümünü yok edebilecek kapasitede silahların yapılmasında, hem de amansız hastalıkların tedavi edilebilmesi için aklın hayalin alamayacağı tesirli ilaçların icat edilmesinde kendisini dışa vuruyor. Keza, felsefe de, hem ezilenlerin ve sömürülenlerin kurtuluşu için bir düşünsel silaha dönüşebiliyor, hem de reklam yöneticilerinin gevezelik yapıp iktidarlarını korumalarını sağlayan bir araca indirgenebiliyor.</p>
<p>Tüm bu söylenilenlerden sonra, peki ama, devrim nedir? Marx’ın ünlü deyişiyle, devrim, “tarihin motoru” ya da “lokomotifi”dir. Bunun karşısında, Benjamin’in, devrimi “acil durum freni” olarak tanımladığından söz edilir. Copernicus’un eserinin başlığından da görülebileceği gibi, “devrim” kavramı, astronomi kaynaklıdır ve eskinin yeniden kurulması anlamına gelmektedir. Değişik batı dillerinde kullanılan <em>revolution </em>sözcüğündeki “re” öntakısı buna işaret eder. Fransız Devrimi ile kavramın bu anlamı tersine çevrilmiştir. Bundan böyle devrim, mevcut olanı aşma ve yerine daha ileri yeni bir düzen kurma anlamına gelmektedir. Hegel’in, “Güneş gök kubbede asılı durduğu ve gezegenler onun etrafında döndüğü müddetçe, böyle bir şey görülmemiştir” sözleri, Fransız Devrimi bağlamında tam da bu anlam değişikliğine işaret eder. Bir başka deyişle Benjamin, Marx’a karşı polemik olarak algılanan belirlemesinde, “devrim” kavramının eski ve aşılmış olan anlamından hareket etmektedir.</p>
<p>Hegel’in, Fransız Devrimi’nin kaynağının felsefede olduğunu belirttiği bilinir; öyle ki, örneğin Fransızcada Aydınlanma dönemi, aynı zamanda “felsefe çağı” olarak da anılır. Buna uygun olarak Saint-Simon, bir belirlemesinde, her toplumsal ve siyasal devrimi bilimsel felsefi bir devrimin öncelediğini ileri sürmüştür. Gerçekten de, “dünya merkezli” görüşten “güneş merkezli” dünya görüşüne geçiş, adı üstünde, her şeyden önce epistemolojik bir devrimdir. Galileo’nun “güneş evrenin merkezidir ve bütün hareket etmeyen hareketin yeridir” (<em>Sol est centrum mundi, est omnio immobile motu locali</em>) sözleri bu felsefi devrime işaret eder. Vurgu, “hareket etmeyen hareket” sözlerinedir ve Aristoteles’in <em>Fizik</em>’inde kullandığı “hareket etmeden hareket ettiren” sözlerine gönderme yaparak, onun evren tasarımının aşılmış olduğunu belirtmeyi amaçlar. Saint-Simon, bu bağlama ilişkin düşüncelerini şöyle betimler: Antikçağın bilim insanları, fantezilerinde ürettiklerini gözlemlediklerinin yerine koymuşlardır ve fantastik bir evren tablosu çizmişlerdir. Modern bilim insanları ise, tasarımlarının yönelimini gözlemledikleri nesneden almışlardır. Eğer bilim ve felsefenin tarihsel işlevine ilişkin bu söylenenler doğruysa ve Marx’ın toplumsal-siyasal devrimlerin tarihteki işlevine ilişkin belirlemesi isabetliyse, o zaman “bilim ve felsefe, devrimlerin hazırlayıcısı ve düşünsel lokomotifidir” belirlemesi de yerinde olacaktır; zira bilim ve felsefe, önceden görendir.</p>
<p>“Güneş merkezli” evren tasarımının kabul görmesi veya Antik Roma döneminde taslakları bulunan buharlı makinenin bir gerçeklik haline gelebilmesi için, yeni toplumsal güçlerin ortaya çıkması gerekiyordu. Günümüzde, tarihte eşine rastlanmamış, üreten insanın kendisini dahi hayretlere düşüren yeni üretim araçlarının üretildiğine tanık oluyoruz. Ama bu araçların üretime uyarlanması sonucu, neredeyse dünya nüfusunun yarısını oluşturacak bir kesimin işsizleştirildiğini de görüyoruz. Bu ve daha başka birçok belirti, felsefenin yeni devrim maceralarına kalkışması ve—yirminci yüzyıldaki birçok başarısız deneyimden sonra—bunu gerçekleştirecek güç veya güçlerle yeniden buluşması için yeni bir çabaya girişmesi gerektiğine mi işaret ediyor? <em></em></p>
<p><em>Baykuş</em>’un elinizdeki sayısı, felsefe ile devrim ilişkisini elinden geldiğince kapsamlı olarak ele almayı amaçlamış olsa da, bunu bir dergi olmanın mütevazı sınırları dahilinde ancak belli oranda başarabildi. Bununla birlikte, bu ilişkiye dair muhtelif ve pek de bilinmeyen konulara temas etmeye, gelecekte olası soru ve tartışmalara imkân sağlayan yazılara yer vermeye çalışıldı. Gelecek günlerin umutlarımızı boşa çıkarmaması düşüncesi ve dileğiyle… </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.baykusdergisi.com/?feed=rss2&amp;p=40</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>sayı 3</title>
		<link>http://www.baykusdergisi.com/?p=38</link>
		<comments>http://www.baykusdergisi.com/?p=38#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 21:45:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.baykusdergisi.com/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[BAYKUŞTAN&#8230; İçindekiler Son yirmi yıldır felsefede ve bilimlerde en çok tartışılan konulardan biri “özne sorunu” olmuştur. Bu, insanlığın içinde bulunduğu duruma bir çözüm arayışının belirtisi ve onun geleceğine dair yeni bir perspektif kazanma çabasının ifadesidir. Yapı sökümü/yıkımı adı altında tartışılanlar, öznenin kuruluş ve kurtuluş sorununun ontolojik olarak iç içe geçtiğini gösteriyor. Ancak bu tartışmalarda, hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-71" title="03" src="http://www.baykusdergisi.com/wp-content/uploads/2009/12/03-206x300.jpg" alt="" width="206" height="300" /><strong>BAYKUŞTAN&#8230;</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.baykusdergisi.com/?page_id=175">İçindekiler</a></strong></p>
<p>Son yirmi yıldır felsefede ve bilimlerde en çok tartışılan konulardan biri “özne sorunu” olmuştur. Bu, insanlığın içinde bulunduğu duruma bir çözüm arayışının belirtisi ve onun geleceğine dair yeni bir perspektif kazanma çabasının ifadesidir. Yapı sökümü/yıkımı adı altında tartışılanlar, öznenin kuruluş ve kurtuluş sorununun ontolojik olarak iç içe geçtiğini gösteriyor. Ancak bu tartışmalarda, hem bakış hem de etkinlik alanında bir daralma olduğu gözleniyor. Öznenin kuruluşu ve kurtuluşu, metin sökümü/yıkımı ile sınırlı ve de akademik alana sıkıştırılıp bırakılacak bir şey olamaz. Descartes’ın eserlerinin inatla peşimizi bırakmaması bundandır, yoksa sadece tarihsel açıdan önemli olduğu için değil. Descartes, bu sorunu, yeniçağ felsefesi ve modern felsefenin, böylelikle de insanlığın gündemine taşımıştır. Ortaya attığı sorulara ve işaret ettiği sorunlara verdiği yanıtlar bugün bizi artık tatmin etmeyebilir. Ne var ki bunları açıkça belirtmek de, sorunun yarı yarıya çözümü anlamına gelmektedir. Descartes, tüm dualist ve indirgemeci yaklaşımına karşın, sorunu ne iç dünyayla sınırlı tutup mistikleştirmiş ne de metin eleştirisinden ibaret görüp gözünü akademik dünyanın dışına kapamıştır. Sorunu o, bütünlüklü olarak ele almıştır ve bu ele alışta, iç dünyanın kuruluşu ve kurtuluşu doğrudan toplumun ve (özne açısından) doğanın yeniden kuruluşu ve kurtuluşuyla ilişkilidir.</p>
<p><span id="more-38"></span></p>
<p>İlk bakışta çok garip gelse de, Rönesans, Jules Michelet’nin klasik tanımlamasıyla gerçekten “dünyanın keşfi, insanın keşfi”dir. Engels, felsefe ve bilimlerde, devamında ise toplumsal ilişkilerde, yeniçağla başlayan köklü dönüşümün ortaçağda gelişme olmadığına dair bir kanıya yol açmaması gerektiği konusunda uyarmıştır. Ancak diğer taraftan, Rönesansla birlikte, genel bakış açısında tam anlamıyla bir dönüşüm yaşanmıştır. Hakikati göğün “yedi kat yukarısında” aramak düşüncesi, yerini doğada ve toplumda aramaya bırakmıştır. Neredeyse on beş asırlık maceradan sonra, insan gözünü doğaya ve kendisine çevirmiştir. Bu bağlamda ilginç olan, insanın gözünü göğün yedi kat yukarısına dikmek için kullanılan antik-klasik metinlere karşı, yine antik-klasik (hümanist) metinlerin kullanılmış olmasıdır. Bu, yeni perpektif arayışının arttığı bir dönemde tarihsel mirasa karşı nasıl davranılması gerektiğine ilişkin önemli bir işarettir. Sonraki kuşak olmanın “avantaj”ını fırsat bilip “eski”lere yukarıdan bakmak, onları küçümsemek, kimsenin hakkı olamaz. Günümüz için düşündüğümüzde, yeni perspektif arayışı içerisinde yeni kuşaklar kuşkusuz ki kendi duruşunu bulmak zorundadır. Bununla birlikte, aynı zamanda “devasa bir emeğin omzunda” yükseldiğini de unutmamalıdır. Klasik özne felsefesinin başlangıcında bütünü görmek, öznenin kuruluşunu ve kurtuluşunu aynı zamanda doğanın ve toplumun kurtuluşu olarak anlamak gerektiği düşüncesi vardır. Diğer taraftan, özneyi duygu ve düşünceleriyle de bütünlük olarak anlamak gerektiğini felsefi olarak gerekçelendiren Locke’tan Hume’a ve Adam Smith’e, Hegel’den Marx’a kadar uzanan kuşakların harcadığı bir çaba vardır. Hegel, öznenin kuruluşunu ve kurtuluşunu (düşüncede ve tarihte) bir süreç olarak kavramak gerektiği düşüncesini açıkça ifade etmekle yeni bir felsefi çığır açmıştır. Özneler-arasılığı çıkış noktası olarak önermek ve bu ilişkinin diyalektiğinin ayrıntılı bir çözümlemesini sunmak ile neredeyse yöntemsel bir devrim yapan Smith, özne felsefesinde başka bir denek taşıdır. Marx, özneler-arasılık düşüncesini sistematik olarak özne-nesne ilişkisiyle birleştirmiş olmakla özne felsefesinin başka bir klasik düşünürü olmuştur.</p>
<p>Toplumda ve tarihte ilerleme tekdüze olmadığı gibi, bilimlerde de aşağıdan yukarıya düz bir çizgi şeklinde gelişmez. Geri savrulmalar, yıkımlar, çöküşler, yeniden kuruluş, emekleme ve el yordamıyla yürüme de ilerlemenin doğal birer parçasıdır. Özne felsefesinin yirminci yüzyılda yaşamış olduğu macera bunun iyi bir belgesidir. Örneğin, Heideggerci öznelci felsefenin bir biçimini Hume’da da görürüz; Kierkegaard’ın öznelci mistik duruşuna benzer bir duruşu, ta Berkeley’de gözlemlemek mümkündür; diğer taraftan, Frankfurt Okulu’ndan esinlenen uygarlıktan kaçış düşüncesini, eş deyişle doğa romantizmini, Rousseau’nun erken yazılarında bulmak mümkündür. Tüm bu duruş noktaları, ta on sekizinci yüzyılda ilkesel bakımdan değişik biçimlerde aşılmış olsa da, yeniden ve yeniden gündemimizi meşgul etmektedir. Diğer taraftan, Sartre’ın arayışı, Heidegger ile başlayıp daha sonra sorularına yanıt bulmak için Marx’a yönelmesi, eserlerinde kartezyen <em>cogito</em> ilkesiyle Smithçi diğer benden hareket eden ilkeyi birleştirme çabası, Lacan’ın işaret ettiği gibi, baştan başarısızlığa mahkûmdu. Yirminci yüzyılda özne felsefesini yeniden kurmaya çalışan Husserl, benin kuruluşuna ilişkin teoriye kartezyen-Kantçı açıdan başlayıp, daha sonra hem özneler-aralığa yönelmekle hem de kategorilerin kökenine dair tarihsel bir yaklaşım sergilemekle üstü kapalı olarak Smith’e ve Marx’a yönelir; böylelikle de, on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyılda yaşanan tartışmaları, tabir caizse, kendi eserlerinde tekrarlar. Habermas ise, Husserl’in bu gelişimini dikkate almadığı için, özne-nesne sorununun çözüldüğünü ileri sürebilmektedir. Lacan, Leibniz ve Smith’in <em>ayna</em> teorisine yönelerek, psikanalizci dar çevre (<em>millieu</em>) ilişkilerini aşan daha karmaşık toplumsal ilişkilerin öznenin kuruluşunun ayrılmaz ve doğal bir parçası olduğunu göstermeye çalışmakla, ilkesel bakımdan on yedinci ve on sekizinci yüzyılda yaşanan tartışmaları bir başka bağlamda yineler. Diğer taraftan, Donald Davidson’ın, İngilizce konuşulan dünyaya hâkim olan analitik felsefenin sınırlarını aşmak için özneler-arasılığa yönelmesi, on altıncı yüzyıl ile on dokuzuncu yüzyıllarda temellendirilen duruş noktalarına bir nevi geri dönüş olarak görülebilir. Şüphesiz, bu gelişmeleri sadece geri dönüşler olarak alıp bir tarafa itmek ne kadar yanlışsa, yirminci yüzyılda ortaya çıkan felsefi akımları temel alıp daha öncesinde yaşanan tartışmaları göz ardı etmek de o kadar yanlış olacaktır. Bütün bu karmaşa içerisinde hatırı sayılır az şey de olsa, satır aralarında da yer alsa, ondaki felsefi ilerlemeyi görebilmektir önemli olan.</p>
<p>Kendinden aşikârdır ki, öznenin kuruluşu onun kurtuluşuna dair düşünceyi de beraberinde getirmektedir; ve bu, Nietzsche’nin “bütün değerleri tersine değerlendirme” talebini çoktan aşan ve köklü değişim arayan bir amaçtır. Felsefe yöntemsel sorunları çözebilir, gerçekleri ortaya çıkarabilir ve bunlara kavramsal düzeyde en iyi ifade şeklini bulmaya çalışabilir. Ne var ki, felsefenin tek başına öznenin kurtuluş sorununu çözmesi mümkün değildir. Felsefenin bunu yapabilmesi için kendi dışına taşması gerekmektedir. En başta bilimsel iktisat ile siyasetin çözümlemeleri bu bağlamda çok anlamlıdır. Bugün mikro düzeyde iktidar ilişkilerini öne çıkaran ama bu iktidar ilişkilerinin kaynağını ortaya koymaktan âciz teorilerin tersine, klasik iktisat teorileri, bunun meta ilişkilerine dayandığını ve özneler-arası ilişkilerin kardeşçe düzenlenebilmesi ve doğayla uyumlu yaşanabilmesi için karşılıklı tanıma değil yadsıma anlamına gelen bu soruna bir çözüm bulunması gerektiğine işaret etmiştir. Thomas Morus ve ütopik sosyalistlerle başlayan ve de Marx üzerinden tarihsel denemelere kadar varan girişimler, tüm hata ve eksiklikleriyle, “öznenin kurtuluşunun koşulları ne olabilir” sorusuna siyaset teorisi ve pratiği çerçevesinde bir yanıt arayışının ürünüdür. Bu, Kant’ın işaret ettiği, insanların pozitif yasalara inandıklarından dolayı değil, yükümlülükten veya korktuklarından, ahlaki yasalara ise inandıklarından dolayı uydukları yönündeki, modern toplumsal yaşamın karşı karşıya kaldığı ikileme bir yanıt arayışıdır; aynı zamanda ise, felsefenin nasıl gerçekleşeceğine dair soruya da bir yanıt bulma çabasıdır. Kuşkusuz ki, yeni girişimler için tarihsel mirasın sırttan silkelenmesi gerekir. Ne var ki, tarihsel miras göz ardı edilerek bir yere varılamayacağı da açıktır.</p>
<p>Özne felsefesi, yirmi birinci yüzyılda yeni maceralara atılmak için kanatlarını çoktan açtı. Tarihsel mirası dikkate alırsa şayet, halihazırda yaşanmış bazı maceraları tekrarlamaktan kurtulabilir. <em>Baykuş</em>’un elinizdeki sayısında özne felsefesinin bu uzun tarihini tam olarak dikkate alamadığımızın, “bütün”e karşı adil davranamadığımızın bilincindeyiz. Sunulan sadece mütevazı bir demettir. Bu demetin özne felsefesinin Türkiye’deki macerasına küçük ama bilimsel bir katkı yapacağını ve tartışmaları kamçılayacağını umuyoruz. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.baykusdergisi.com/?feed=rss2&amp;p=38</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
